Haberler ve Duyurular
Haberler Duyurular




Bu Sayfayı Paylaş
     
 






 
 
ÜNSÜZLER OLMASA...!
10.12.2013
 

 “Biz olmazsak sizin sesiniz çıkmaz, bir işe yaramazsınız. Öğretmediler mi bunu size?”

Yanımıza geldiklerinde her zaman bizi böyle tahkir ederlerdi. Hepsini toplasan, iki elin parmağını geçmezdi. Ama adı üstünde ünlü ya, sesi çok çıkardı. “Ünlüyüz biz, alemde ancak bizim sesimiz çıkar.” sloganıyla enaniyetleri ünlerini aşmıştı. Aynı satırlarda, kitaplarda olmamıza rağmen aramıza ikilik, ayrılık, senlik benlik tohumları atmışlardı. Yıllardır toplum hafızasında “Biz ünlüler olmadan sizin sesiniz çıkmaz.” psikolojisini oluşturmuşlardı. Bu psikolojiden kurtulmak kolay değildi elbet.

Biz ünsüzler 21 kişi olmamıza rağmen hiç gündeme gelmemiştik. Bunun sebeplerini bulmak için çalmadık kapı, aşmadık dağ, açmadık kitap bırakmamaya karar aldık. 8 ünlü olmadan da
sesimiz çıkıyor muydu ya da 21 ünsüz olmadan 8 ünlünün sesi çıkacak mıydı? Öyle ya, biz yan yana gelmesek onlar devamlı düz bir tonda, tek düze bir ses çıkaracaklardı. O zamanda onları kimse dinlemek isteyemeyecekti.

A, e, ı, i, o, ö, u, ü işte ünlüler bunlardı. İşleri çok basitti aslında. Bir tane ünsüz birinin yanına durarak ses çıkarıyorlar, dikkat çekiyorlardı. Öyle ya 21 tane ünsüzü istedikleri gibi kullanarak 8 ünlü ile bir sürü kelime türetiyorlardı. Bundan da aslan payını kendine layık görüyorlardı.

Ün; yüksek ses, avaz, şan şöhret gibi kelimelerin arkadaşıydı. Ünlü demek şan şöhret sahibi olmak demekti. Ünün karşılığı olan ses kelimesinde yine bunlar sesli, biz ise sessiz olarak zikrediliyorduk.

Buraya bir ünlem koymak istiyorum. “Biz ünsüzlerin niye sesi çıkmıyor, kim verdi bu adı bize!” Niye ünlü-sesli veya ünsüz-sessiz diye ayırmışlardı bizi. Bu ünlüler yıllardır bizim sırtımızdan geçindi. Tepemize bindiler. Alttan alta da “Bizim sayemizde sesiniz çıkıyor.” demeyi de ihmal etmediler.

Sadece bizim dünyamızda böyle mi diye bir tahkikat yaptık. Yaklaşık 1000 yıldır kullanılan harf şeklimizde böyle bir şeyle karşılaşmadık. Arapça harflerde ünlü-ünsüz, sesli-sessiz diye bir şey yoktu. Umumiyetle hareke kullanılıyordu. Ünlü ünsüz tartışmaları yaşanmıyordu. En fazla elif, vav ve ye okutucu yardımsever harfler olarak dikkat çekiyordu. Elif, kalınlık inceliğe göre a,e; ye, ı,i; vav ise o,ö, u,ü sesi ile diğer zorda kalan kelimelere omuz veriyorlardı. 31 harften bu 3 harf bütün ünsüzler için kâfi geliyordu.

Bunları öğrendikten sonra ünlülerin yanına vardık. Bu arada hatırlatayım: Modern harf addedilen alfabede 21 ünsüz yan yana geldik. 8 ünlü de karşımızdaydı. Haydi bir kelime türetelim, dedik. “Biz siz ünlüler olmadan da kelime türetebiliriz. Bir manayı taşıyabiliriz.” diye potansiyel gücümüzü izhar edecektik.

Ünlüler, hakir bir bakış, mağrur bir tavır takındılar: “Kim söyledi size bunu, öyle bir şey mümkün mü? Akıl var, mantık var. Daha birinci sınıfta öğretmiyorlar mı, ünlü olmadan kelime olmaz diye. Güldürmeyin adamı.”

“Bak sizin gözünüzde biz 21 ünsüzüz, ya. Bundan sonra yanımıza almazsak sizi, bir işe yaramaz, kelime türetemezseniz, ünlü de olamazsınız.”

Ünlüler, fena halde paniklemişlerdi.

Aramızdan Ş,R, ve T ünsüzleri A’ya seslendi. “Haydi biz olmadan ‘şart’ kelimesini oluştur, bakalım. Biz üç ünsüz olmamıza rağmen bir işe yaramıyorsak.”

A, sadece “Aaaa..” diyebildi. Başka da sesi çıkmadı. Kendisi de bu sese şaşırdı. İlk defa ünlü olması bir fayda vermemişti.

E, ise “Eeee…” diye nida edebildi.
O, “Ooo…”diye dondu kaldı yerinde.

Ş, R ve T ünsüzleri bir adım öne çıktık, nizami bir şekilde dizildik.

“Bakın ünlüler, biz 1000 yıldan fazla böyle yazıldık. İhtiyaç olduğunda harekelendik. Okunmakta zorlandığımızda ise yardımsever sesler elif, ye, vav imdadımıza koştu. Şurût kelimesi olabilmemiz için vav bize yardımcı oldu. Vav böylelikle kendini fark ettirirdi. Çünkü, bir elif miktarı med olunurdu. Bu üç harf elif, vav, ye hiçbir zaman biz ünlüyüz, sesimiz çok çıkar havalarına girmediler.”

“Size öğretmek isteriz ki, sizin de aslınız bunlardır desek yeridir. Bundan önceki şeklinizi hiç düşündünüz mü?”

“Sen ‘A’, ‘Elif derler senin aslına. Doğruluk seninle ifade edilirdi. Senin şekline bakıp tasavvuf lisanında ‘Elif gibi doğru ol’ derlerdi. ‘I,i’ sizde aslında ye ile vücut bulurdunuz. Elif in doğruluğu yay şeklini alır, tevazu şekline geçmeye hazırlanırdı. Siz ‘u,ü’ vav sizin aslınız. Elifin tevazuya bürünmüş Elif e boyun bükmüş bir haldeydiniz.”

‘A’ ünlüsü “Yani her dilde mi böyleyiz biz?”dedi. İşin aslını ayan beyan anlattık:

“Bak Arapça’daki Elif, Yunanca’da Alfa, Latince’de A” değil mi? ‘Alfabe’ dediğimiz şey Alfa, Betanın kısaltılmış hali değil mi? Aslında modern sayılan harflerde ‘Abece’ olması gerekirdi. Arapça’da harf sistemini öğreten Elif-be cüzünde olduğu gibi. Ama siz ünlülerin modern alfabeyiz havasına girdiğinden beri bunları görmemesi gayet normal. Şimdi öğrenmiş oldunuz.”

Ünlülerin sükûtunu ikrarına hamlettik. Ortam ciddileşmişti. Ne de olsa aynı satırları paylaşıyorduk. Ünlü de olsa ünsüz de olsa meselenin hakikatını fehmetmek için “Aslını bilenden kemlik gelmez.” darb-ı meseli ile sözü tatlıya bağladık.

insan ve Hayat Dergisi

Etiketler: ünsüzler ünlüler