Haberler ve Duyurular
Haberler Duyurular




Bu Sayfayı Paylaş
     
 





 
 
SORU YOKSA PROBLEM VAR DEMEKTİR
05.12.2013
 

 Soru sormak önemli bir meziyettir. İnsanı soru sormaya götüren sebep ise merak duygusudur. Merak eden insan neden sonuç ilişkisi kurarak boşlukları sorularıyla doldurmaya çalışır.

Çocuklar konuşmayı öğrenmelerinden itibaren soru sormaya başlarlar. Onların merakları soruları celbeder, bu da öğrenmelerini hızlandırır. Dünyayı keşfetmek, olan biteni anlamak düşünce gelişimlerinin temelini oluşturur. Fikirleri oluştuktan sonra bunları belleklerinde muhafaza etmeye başlarlar ki sonra kullanabilsinler. “Neden böyle olmuş, nasıl olmuş” sorularıyla sağlıklı bir insanın beyin gelişiminin muhakeme aşamasına geçerler. Çocukların sorularını cevaplamazsanız, onları susturursanız ve durdurursanız onlara yapılabilecek en büyük kötülüğü yapmış olursunuz. Soru sormadaki cesaretini güçlendirmek, meraklarını artırmak, kararlılıklarını pekiştirmek için onları teşvik etmek lazımdır.

Soru sormanın önemine binaen bir hadise anlatayım. “1999 yılı Ağustos ayıydı. Gölcük depreminden sonra travma yaşayan insanlara psikolojik danışmanlık yapmak üzere gruplar halinde olay mahalline gittik. Akşama kadar danışma yapıp “neticeye ulaştık” dediğimiz hastalar sabaha tekrar sıkıntılı olarak geri geliyorlardı. Tam da bu ümitsizlik noktasında grubumdaki uzman ve öğrenci arkadaşlara şu kritik soruyu sordum; “danışmaya gelmeye gerek duymayan diğerleri, sorunlarını çözmede nelerden güç almışlarsa, biz de danışmaya gelenlere aynı noktadan yaklaşabilir miyiz?”

Gelmeye gerek duymayanlara yaptığımız anket çalışmasında çıkan sonuç da aslında beni şaşırtmadı ama diğerleri için harika bir fikirdi. “Bu olay Allah’ın bir takdiriydi. Sabredilmesi gereken bir imtihandı ve ne pahasına olursa olsun dayanmalıydılar.” Biz de gerek kendimizdeki olan gerekse ulaştığımız diğer akil adamlardan aldığımız bilgilerle danışmaya gelenlere bunları aktarmaya başladık. Sorduğumuz kritik soru ve aldığımız cevaplar işe yaramaya başlamıştı. Ve planladığımızdan daha kısa bir sürede neticeye ulaştık. Bu çalışmamız diğer gruplara da misal teşkil etti.” Bu hikâyede de olduğu gibi doğru yerde ve doğru zamanda sorulan bir soru sorunları çözmede büyük destek sağlar.

Soru sormak büyük bir meziyettir

Merak edip, gözlem yapıp ve uygun noktada soru sorabilmek çok büyük bir meziyettir. İnsan soru sordukça meseleye dahil olur. Probleme değil de çözüme odaklanan insanın ilk yapacağı iş soru sormaktır. Rehber öğretmenlere de en çok “nasıl başarılı olunur?” sorusu soruluyor. Bu sorunun cevabını anne babalar da merak ediyor, bir hedefi olan öğrenci de. Ben de bu soruya “soru sorabilen öğrenci” cevabını veriyorum. Başarılı olan insanların ortak özelliklerine baktığımızda; sahip olduğu bilgi ile yetinmeyen, merak eden, sordukça gelişmek isteyen, soru sorarak iyi cevaplar almak isteyen kişiler olduklarını görüyoruz. Soru sormakla alakalı şu misali duymuşsunuzdur; büyük bir bilim adamına başarısındaki en büyük etkenin ne olduğunuz sormuşlar; “Annem” demiş ve devam etmiş; “Bütün anneler, çocukları okuldan eve gelince, çocuğum, öğretmenin sorduğu sorulara cevap verebildin mi diye sorarlarken benim annem, evladım bugün okulda öğretmene soru sorabildin mi diye sorardı.” diye cevap vermiş.

“Uslu uslu soran” çocuk makbul

Eskiden zeki ve akıllı çocuk denince köşesinde sessizce oturan, konuşmayan ve hiçbir işe karışmayan çocuk akla gelirdi. Hatta annelerimiz “uslu uslu oturmak” diye bir deyim bile üretmişlerdi. Üstelik “bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp” diye bir atasözü hala söylenirken. Artık duygusal zeka, soru sorma zekası, çoklu zeka gibi daha bir çok zeka türü olabileceği araştırmalarla sabit. Girişken, soru soran, araştıran, yerinde duramayan ve öğrenmeye hevesli çocukların zeki oldukları ve bu hallerine sabredilirse hayatlarının ileriki safhalarında daha başarılı oldukları üzerinde duruluyor. Kısacası soru sormak önemli ve çocuklar soru sormaya teşvik edilmeli.

Sormaya teşvik önemli

Anne baba seminerlerinde ailelere; yetiştirdiğiniz çocukların ileride nasıl vasıflara sahip olmasını istersiniz diye soruyorum. En çok aldığım cevaplardan biri, “düşünen, sorgulayan ve araştıran” oluyor. Peki diyorum “Her sorusunda susturulan, büyüklerin işine karışma denilen ve araştırmaya yönlendirilmeyip hazırcılığa alıştırılan çocukların ileride istediğiniz şekilde olması mümkün mü” diye sorunca, bir şeyleri fark ederek “hayır” diyorlar.

Çocuğunuzu soru sormaya teşvik edin. Sorduğu sorulara onun dilinden, anlayabileceği, kısa ve net cevaplar verin. Sorduğu soru mantıksız da olsa daha sonra soru sorabilmesi için cesaretlendirmek adına cevaplandırın. Sorduğu sorularla kesinlikle dalga geçmeyin. Önemli olan soru sorabilmesidir. Bazen de hazırcılığa alıştırmamak adına sorduğu sorunun cevabını kendi bulsun. Bunu da sorusuna soru ile karşılık vererek yapın. Onu düşünmeye ve araştırmaya yönlendirmek de bir çözüm olabilir.

Soruları geçiştirilen ve cevap verilmeyen çocukların zamanla kendilerini iletişime kapattıkları, duygularını içe attıkları ve aileleriyle iletişime geçemedikleri bir gerçektir. Bu davranış çocuk için “başka iletişim araçları bul, cevapları başka yerlerde ara, sen önemsenmiyorsun” mesajıdır.

Okul hayatında soru sormak da gelecek başarıların habercisidir. Soran çocuk meraklıdır, öğrenmeye açıktır. Öğretmenler ve eğitimciler soran çocuğu etiketlemek yerine sorusunun altında yatan merak duygusunu fark etmeli, cesaretlendirmeli hatta teşvik etmeli, asla küstürmemelidir. Soru sormanın zamanı ve şekli üzerine konuşarak sınıf yönetimini sağlayabilmelidir. Öğrenci soru sorabiliyorsa dersine ilgi duyulduğunu gören öğretmenin de ders anlatma ve öğrencilerine faydalı olma şevki artacaktır.

Soran, araştıran ve düşünen nesil yetiştirmek istiyorsak küçük yaştan itibaren sabretmeli, okul hayatında teşvik etmeli, onları araştırmaya yönlendirmeli, soru sormanın ve araştırmanın sadece büyüklerin hakkı olmadığı bilinmelidir. Soru soran kişi çözüme odaklanmıştır ve çözümün bir parçası olmayı kafasına koymuştur. Bizlere de destek olmak düşer.

insan ve hayat dergisi