Haberler ve Duyurular
Haberler Duyurular




Bu Sayfayı Paylaş
     
 





Her Animasyon Çocuk Filmi Değildir
21.11.2013
 

Sinemanın bütün koltuklarını afacanlar doldurmuş. Cıvıltıları iyi hoş da tekrar biletinizi kontrol etme gereği duyuyor, “Acaba çocuk filmine mi geldim?” tereddüdü yaşıyorsunuz. Eğlence garantili, şöyle neşeli bir saat için animasyon film tercih etmiştiniz. Filmin on dakikasına geldiğinizde başınızı geriye çevirip çocuklarla birlikte kahkahalar atan birkaç ebeveyn fark ediyorsunuz. Küfür, şiddet ve çarpık ilişkilerin uçuştuğu filmin yarısına geldiğinizde ise animasyonun, değil çocuklara size bile uygun olmadığını fark ediyorsunuz. Hayal kırıklığıyla salonu terk ediyorsunuz ama çocuklar halinden memnun, seyri sürdürüyor. Aileler de bu coşkuya eşlik ediyor tabii. Çoğumuzun başından geçen bu deneyimi yaşayanlardan biri de psikolog Mücahit Gültekin olacak ki “Animasyonlar çocuk filmi midir?” diye bir soru atıyor ortaya. Sorusuna ebeveynlerden cılız cevaplar geldiğinden, animasyonlarla ilgili akademik bir çalışma kaleme almış. Gişe rekorları kıran ve ailece izlenen filmler maalesef sınıfı geçememiş. Çünkü Gültekin, izleyiciyle buluşan örneklerin her dört sahnesinden birinde olumsuz içerik ve görüntü fark etmiş.

 Her ne kadar hoşumuza gitmese de televizyonun açma düğmesine basıp yavrucağı sakinleştirmek kolayımıza gelebiliyor. Çizgi filmlerin masumiyeti ayrı bir tartışma konusu. Lakin animasyonla çizgi filmin aynı kefeye konması başka tehlikeleri de beraberinde getiriyor. Kontrol edemediğimiz bir sakıncalı içeriği çocuklarımıza izletiyoruz.

Masum karakterden şeytanî işler

Ailesini arayan bir balık, kovandan kaçan arı, atari oyunundan sıkılan bir kahraman ya da kötü bir dadıya bırakılmış bir minik… Hepsi ne kadar da sevimli geliyor kulağımıza. “Hikâyeler ne kadar kötü olabilir?” demek geliyor içimizden. Lakin senaryoların bizim hoşumuza gitmesi çocuklara iyi örnek olacağı manasına gelmiyor. Sinema filmlerinde otokontrol devreye giriyor fakat burada ona gerek duymuyoruz bile.  Bazı animasyon kahramanların uygunsuz davranışlarının çocukların psikolojisine zarar verdiğine dikkat çekiyor: “Saldırgan, sınır tanımaz davranışlar sergileyen karakterler çocuğun değer yargılarını alt üst ediyor. Şiddete ve küfre gülen bir ebeveyn profili zihinlerine kazınıyor. Bazı olumsuz davranışlar meşrulaşıyor. Çocuk bu tür davranışları sergilemekte sakınca görmez hale gelebiliyor. Agresif davranışlar edinebiliyor.” Bazense çocuk şiddet ve yaşına uygun olmayan içerikler karşısında içe kapanabiliyor. Ailesinin öğrettikleri ile izledikleri arasında sıkışıp kalıyor. Dolaylı yollardan pasif, edilgen bir karaktere bürünüyor. Etrafımızda asosyal kişiliğe sahip, içine kapanık, genç insanları görmeye başlıyoruz. Çocuklarımızın her izlediğini takip edemeyiz ancak genel ilgilerinin hangi yönde olduğunu, ne tür içerikleri izlediğinin farkında olursak çocuklarımızın körpe dimağlarının kirlenmesinin önüne geçebiliriz.

        Unutmayalım ki; çocuklarımız aile ortamında aradığı mutluluğu bulamazsa, aradığı mutluluğu televizyon ya da internette bulmaya çalışacaktır. 

Rabbim evlat yetiştirirken bizlere kolaylıklar ihsan eylesin.